bayramınız kutlu olsun

23/4/2008 ·

23 NİSAN MÎLLÎ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

 ( 23  Nisan )

 

23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız.

Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişah­ta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. imparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı. Ülke sorunları yüzüs­tü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş dört yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenil­miş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.

Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun'a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun'dan Amasya'ya, oradan Erzurum'a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum'da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler - milletvekilleri - Ankara'da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.

İlk Büyük Millet Meclisi'nin toplandığı yapı Ankara'da Ulus Alan'ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara'da duyul­duğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.

23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisi'mizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramı'mızdır.

23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulus­ların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan'da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan'da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuş­malar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükle­ri olan siz çocukların bayramıdır.

 

 

 

23 NİSAN

23 Nisan 1920 günü. Büyük Millet Meclisi

 Ankara'da toplanarak ulusun egemenliğini

 ilan etmişti. O heyecanlı günü yaşamış olan

                                                                         bir büyüğümüz şunları anlatıyor :

O gün, şimdiki Ulus Meydanında bir tabur piyade sıralanmıştı. Askerlerin arkasında da Ankaralılar toplanmıştı.

Saat on dörtte, birkaç yüz kişilik bir kafile, başlarında Mustafa Kemal olduğu halde Taşhan'a iniyordu. Bu bir avuç insan, yok edilmek istenen bir ulusu kurtarmak için birleşmişlerdi. Hepsinin ümidi de Mustafa Kemal'de idi.

Büyük Millet Meclisi olarak kullanılacak taş binanın pencerelerine ufak bayraklar asılmıştı. Binada başka bir olağanüstü durum göze çarpmıyordu. Sağdaki küçük kapıdan, önce Mustafa Kemal, mebuslar içeriye girdiler. Bir koridoru geçtikten sonra sağdaki salona girdiler. Salonda tahta bir kürsü tam kapının karşısına konmuştu. Oturmak için de okul sıraları dizilmişti. Salonu ısıtmak için bir soba kurulmuştu. Sobada eğri büğrü bir kaç boru yükseliyordu. Tavanda da bir gaz lambası sallanıyordu.

Herkes yerine oturunca, Sinop mebusu olan yaşlı bir zat başkanlık kürsüsüne geldi. Meclisi açtı. Onun bu sırada yaptığı konuşma heyecanla dinlendi.

Meclisin ertesi günkü toplantısında, Mustafa Kemal, Mondros Mütarekesinden beri geçen olayları açıkladı. Bundan sonra Büyük Millet Meclisi'nin hak ve yetkilerini belirten bir teklifi Meclise sundu. Bunun kabul edilmesiyle Büyük Millet Meclisi yasama ve yürütme yetkilerini kazandı. O günkü toplantıda Mustafa Kemal Birinci Başkan seçildi. Böylece Büyük Millet Meclisi Başkanı oldu.

                                                                                                             DOĞANKARDEŞ  Dergisi'nden

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tarihçesi (*)

   İstanbul'un işgalinden üç gün sonra, Atatürk ünlü 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımladı. Bildiride,"olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara'da toplanacağı, Meclis'e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçilerin en geç onbeş gün içinde yapılması gereği, kesin ve kararlı ifadelerle yer alıyordu. Ayrıca, dağılan Meclis-i Mebusan'ın üyeleri de Ankara'daki Meclis'e katılabileceklerdi.

   Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temelleri Ankara'daki bu ilk tarihi binada atıldı. Birinci Meclis Binası, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın yönetim yeri olarak pek çok tartışma ve millî kararlara sahne oldu: Bu yapı bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak, ilk yılların anılarını sergiliyor.
İllerde seçilen temsilciler ve Meclis-i Mebusan'ın
bir kısım üyeleri Ankara'ya geldiler.

   Ankara'nın o günkü şartları içinde Meclis'in toplanabileceği elverişli bir bina yok gibiydi. Sonunda, İkinci Meşrutiyet döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti kulübü olarak yapılmış tek katlı bir bina uygun görüldü. Eksik kalmış yapı tamamlandı, okullardan toplanan ve halkın katkısıyla sağlanan eşyalarla donatıldı. Hazırlıklar tamamlanınca, Atatürk 21 Nisan'da yayınladığı ikinci bir bildiri ile, Meclis'in
23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.

   23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı. Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde
gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Saat 13.45'de, Ankara'ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.

   Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı.

   "Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar,
İstanbul'un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir. Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum."

   Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da "Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (TBMM) adı kalıcılık kazandı.

   TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü. TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı.
Bu düzenlemeler, TBMM'nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.

   2 Mayıs 1920'de Bakanlar Kurulunun seçilmesi hakkındaki yasa çıkarıldı.
11 Bakandan oluşan "Meclis Hükümeti", 5 Mayıs'da TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığında ilk toplantısını yaptı. TBMM'nin açılışı ile birlikte, millî egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti doğmuş oluyordu. Birinci TBMM'nin iki temel hedefi, kesin zaferi kazanmak ve yeni devletin otoritesini güçlendirmek, kalıcılığını gerçekleştirmekti. Öncelikle, ülke topraklarının yabancı işgalinden kurtarılması gerekiyordu.

   3 Aralık 1920'de Ermenistan Cumhuriyeti ile imzalanan Gümrü Barış Andlaşması, TBMM'nin yaptığı ilk uluslararası andlaşmaydı. Böylece Doğu cephesi kapandı.
16 Mart 1921'de imzalanan Moskova Andlaşması ile Rusya, yeni Türk Devletini ve Misak-ı Millî ilkelerini tanıdı. 6-11 Ocak 1921'de Birinci İnönü, 23-31 Mart 1921'de İkinci İnönü ve 13 Eylül 1921'de Sakarya Zaferleri sonucunda,
20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Andlaşması ile Fransızlar savaştan çekildi.
Aynı yılın sonunda İtalyanlar da TBMM hükümetiyle işbirliğine giriştiler.
1922 yılında, Yunanistan ve İngiltere dışında, TBMM, tüm ülkelerle iyi ilişkiler içindeydi,TBMM Orduları, 26 Ağustos 1922'de Büyük Zaferi kazandılar.
9 Eylül'de İzmir kurtarıldı.

   18 Eylül'de ise Anadolu'da hiçbir yabancı askerî güç kalmamıştı. Yeni Türk Devleti'nin bu başarıları karşısında İngiltere de dahil olmak üzere İtilaf Devletleri ile 11 Ekim 1922'de Mudanya Mütarekesi imzalandı. Doğu Trakya kurtuldu. İtilaf Devletleri, 27 Ekim'de Lozan'da barış görüşmelerinin yapılmasını kararlaştırdılar. Uzun süren görüşmeler sonunda 24 Temmuz 1923'de imzalanan Lozan Barış Andlaşması 24 Ağustos 1923'de TBMM'de onaylandı. Yeni Türk Devleti, askerî, siyasî ve ekonomik özgürlüğüne kavuştu.

 

ÇOCUK BAYRAMI

Gelin çocuklar gelin!

Bayramımız var bugün.

23 Nisan için,

Kuralım şenlik, düğün...

 

El ele tutuşarak,

Şarkılar söyleyelim,

Ellerimizde bayrak,

Sokak sokak gezelim.

 

Çocuklarıyız, yarının

Büyük insanlarıyız,

Üstünde bu vatanın

Hür, mesut ve kaygısız

Daima yaşayacağız.

 

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU

 

23 NİSAN

Biz dünyaya gelmeden

Her yeri düşman almış.

Atatürk düşmanları,

Yurdumuzdan çıkarmış

 

23 Nisan günü

Meclis kuruldu diye,

Büyük bayram verilmiş

Çocuklara hediye.

 

Gülelim eğlenelim

Kutlayalım bayramı

Verelim hep el ele

Yükseltelim vatanı.

 

Melahat UĞURKAN

 

EGEMENLİK BAYRAMI

Egemen bir milletin,

Coştuğu bir gündür bu.

Yurduma hürriyetin,

Koştuğu bir gündür bu...

 

Başımızda Atatürk,

Ülkümüz yüce Türklük,

Milletimin en büyük,

Sevdiği bir gündür bu...

 

Bugünleri gösteren,

23 Nisan'ı veren,

Büyük Atam diyor ki:

«Türk, çalış öğün, güven...»

 

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU

 

BİZİM BAYRAMIMIZ

Bize gelen bizim bayram.

Yükseldi bak ünümüz,

Yirmi üç Nisan bizim

En şerefli günümüz.

 

Al bayrağı açalım,

Gel gidelim törene

Bin teşekkür bizlere,

Bu günleri verene.

 

Bizim için harcanan

Boşa gitmez bu emek

Çünkü her Türk çocuğu

Yirmi üç Nisan demek

 

İ. Hakkı SUNAT

 

23NİSAN

Vatan tehlikedeydi; Atatürk karar verdi:

«Vatan kurtaracak yine millettir» dedi.

Ankara'da bir Meclis toplayıp kurmak için,

Günlerce, haftalarca, çalıştı, için için.

İşte bugün kuruldu Büyük Millet Meclisi,

Ankara'dan yükseldi Türk'ün gürleyen sesi.

Çocuklar! bayram yapın, sevinin ve haykırın,

Engel denen her şeyi gücünüzle siz kırın!

Çocuklar bilin ki siz koca bir cihansınız.

Vatanın her yerinden fışkıran volkansınız.

Doğan güneş sizindir yıldızla ay sizindir,

Artık vatan sizindir, artık saray sizindir.

Ey gül yüzlü çocuklar, gülün, koşun, ileri,

Hayatta durak yoktur; ya ileri ya geri.

Coşkun bir rüzgar gibi ufukları aşınız!

Göğsünüz kanasa da akmasın göz yaşınız!

Temiz olsun kalbiniz, çelik olsun kolunuz!...

Şen olsun bayramınız, aydın olsun yolunuz!...

Neşenizle bu yurdu aydınlatın her zaman,

Sizindir bu ünlü gün, ünlü 23 Nisan.

 

HOŞ GELDİN 23 NİSAN

                                      Günlerdir yolunu bekledik durduk.          

                                      Sen geleceksin diye çiçek açtı,

  Bahçelerdeki bütün ağaçlar.

  Leylekler yuvalarına döndü

  Toprak ısındı, uyandı karıncalar.

  Çoluk çocuk yollara döküldü.

                                      Bugün sevinç içindeyiz hepimiz,

                                      Bayraklarla süsleniyor balkonlar.

Caddelere taklar kuruluyor,

                                      Bizim marşı çalıyor bandolar.

                                      Nasıl sevinmeyelim geldiğine?

                                      Okulda bayram, evde bayram,

                                      Sokakta bayram...

  Hoş geldin, 23 Nisan!

  Sana gözlerimizden sevinç,

  Bahçelerimizden bahar getirdik

  Bari hemen bitivermese bu yolculuk.

  Seni kucaklamaya geliyor bugün,

  Köyler, şehirler dolusu çocuk.

Ş. Enis REGÜ

 

23 NİSAN

23 Nisan...

Yurdu koruyan,

Yarını kuran,

Sen ol çocuğum.

     Eskiyi unut,

     Yeni yolu tut,

     Türklüğe umut,

      Sen ol çocuğum.

Bizi kurtaran,

Öndere inan,

Sözünü tutan,

Sen ol çocuğum.

     Küçüksün bugün,

     Yarın büyürsün

     Her işte üstün

     Sen ol çocuğum.

Çalışıp öğren,

Her şeyi bilen

Yurduna güven

Sen ol çocuğum.

Hasan Ali YÜCEL

 

TÜRK ÇOCUĞU DİYOR Kİ

Seneler kutlu bana,

Aylar umutlu bana.

Her an haykırıyorum :

Türk'üm ne mutlu bana.

Cesaretim candadır.

Şöhretim dört yandadır,

Benim bütün cevherim,

Nabzımdaki kandadır.

 

Tarihten eski yaşım,

Harpte eğilmez başım,

Toplar can yoldaşımdır,

Silahlar arkadaşım.

 

İzmir benim, Van benim

Şeref benim, şan benim,

Kars, Erzurum, Erzincan,

Konya Ardahan benim.

Yurda nasıl doyarım?

Uğruna can koyarım,

Ona, bir yan bakanın,

Gözlerini oyarım.

 

Türk, dünyada bir tektir,

Milletlere örnektir,

Türklüğün meşalesi Asla sönmeyecektir.

Halil SOYUER

 

 

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

duvar yazıları

23/4/2008 · Kategori: DUVAR YAZILARI

Kalbimi ona verdim saklasın diye, salak buzdolabına koymuş kokmasın diye!!!
Benim annem ben doğmadan önce ölmüş o yüzden beni teyzem doğurmuş
Açım diye ağlama, Hipermarketleri yağmala
KADININ BİRİ KIRIŞTIRIYORMUŞ KOCASI DA ÜTÜLÜYORMUŞ
Bu dünya yuvarlaksa, bazıları köşeyi nasıl dönüyor?
Fark edilmek istiyorsan, sarIMsak ye :)
Deli sormuş deliye aşk nedir diye deli gülmüş deliye ben niye delirdim diye
Ölsem de gam yemem, gaz yapıyor
Ne davamıza göre bir kız bulduk, ne de bir kızın istediği gibi basit olduk, kız dediğin İstanbul gibi olmalı, fethi zor, fatihi tek!!!!!
Ey Türk Kadını !! Birinci Vazifen Bulaşık, Çamaşır Yıkamak ve Kocana Sahip Çıkmaktır.
Allah ikinci zenciyi yaratırken ne demiş? "tüh bunu da yaktık!!" :))
Adim gibi bildiğim birsek daha var oda, SOYADIM
Bu erikSON, başka erik yok.
ASKER:550 GÜN UZUNLUĞUNDA,18 AY GENİŞLİĞİNDE,DAYAK İLE USLANAN,TAS İLE SÜSLENEN,BULGUR PİLAVIYLA BESLENEN,BOT İLE KEP ARASINA PALASKA İLE SIKIŞTIRILMIŞ KIŞIDIR...!
NOKTA KADAR MENFAAT İÇİN VİRGÜL KADAR EĞİLME -
Erkek erkeğe yenen yemeğe ne denir ? menemen
Askımız 2 gözlüklünün öpüşme çabasıydı , yalnız gözlükleri çıkarmayı akil edemedik
Karim öyle hamarat ki, çok iyi kafa ütüler.
DEVEYE SORMUŞLAR SENİN BOYNUN NEDEN EĞRİ CEVAP:ARTIK BU KONUYLA GÜNDEME GELMEK İSTEMİYORUM DEMİŞ
Kim demiş kırmızı ışıkta geçilmez diye? rahmetli geçerdi
Sevgili geleceğim, Ben postaneye kadar gidiyorum. Gelirde evde bulamazsan, anahtar paspasın altında.
Türkçeci katlettiler.Cümlemizin bası sağ olsun
AIDS virüsü de, ebola virüsü de maymun patentli. Maymundan gelip gelmediğimiz belli değil ama... Maymundan gideceğimiz kesin.
Temel Fransa'ya gitmiş , Tabelada " Fransa " yazıyormuş. Oda AA! burayı da mi SABANCI almış demiş....
Rüyaları gerçekleştirmenin en kısa yolu, uyanmaktır. (S.M. Poker)
Elektriği Edison buldu Faturayı biz ödüyoruz..
Ayda 200 milyon kazanmak ister misiniz?... O zaman aya gidin.
İnsanlar ikiye ayrılır. Bacak arasından cart diye
Kadında önemli olan ruh güzelliğidir. İyi bir ruhun sahip olması gereken vücut ölçüleri ise 90-60-90 olmalıdır
Hani O Dalgalar Sahile Vurur da Yazıları Siler ya, Hani Rüzgar O Beyaz Martıları Bir O Yana Bir Bu Yana Savurur ya; İşte
O Martılar Kafana Sıçsın... ( Söz Meclisten Dışarı ). ;)
Yazılıdan sıfır aldım ama önemli olan katılmaktı.
Hakkimi istiyorum, Hakkinin karisi
Pişmemiş HAMBURGERE, HAM-BURGER denir.
Ekonomi kilitlendi. RESET'leyelim lütfen.
Gençliğim ACI VERİYORDU, ameliyatla ALDIRDIM
Oğlumun adını MAFYA koydum, artık MAFYA BABASIYIM.
İlahi AZRAİL sen adamı öldürürsün.
Üzülme son gülen sen olacaksın. Çünkü hep geç anlıyorsun.
Senin söylediklerine kim inanır. Tabi ki Kadir İNANIR.
1961de içilen kahvenin hatırı dolmuştur. Önemle duyrulur!..
Ey yükselen yeni nesil! İn ulan aşağı!
Ya paranı,ya namusunu dediler; beş kuruş verdiysem şerefsizim.
Beni ben olduğum için sevenin bin yıl kölesi olayım...!
Üzüm üzüme baka baka kararabilir,ama körle yatanın şaşı kalktığı görülmemiştir.
İnsan icat oldu. Ekoloji bozuldu.
Where is the hareket, there is the bereket.
Okusaydım adam olacaktım, şimdi milyarderim!
Bazı parazitler bağırsakta yaşar, bağırmasak da...
DELİ GİBİ SEVDİM, MANYAK GİBİ EVLENDİM.
Dış görünüşe önem vermem, röntgen filmi çektirip gelin.
İnsanların seni ezmesine izin verme;
Ehliyet al, sen onları ez...
Erkekler park yeri gibidir. İyilerin Hepsi kapılmıştır.
Yüzmek zayıflatıyorsa balinalar neyi yanlış yapıyorlar?
Beni bir sen anladın, sen de yanlış anladın.
Bu dünyada iki kör tanıdım. Biri senden başka hiç kimseyi görmeyen ben, diğeri beni hiç görmeyen sen...
En akıllı insan en güzel akıllı taklidi yapan delidir.
BİR ZAMANLAR TOZ PEMBE HAYALLERİM VARDI. PEMBESİ GİTTİ TOZU KALDI.
Ölüm korkusu sürekli değil, mezarda biten geçici bir duygudur.
Paraya para demezdi,çünkü "r" leri söyleyemezdi.
Çiçekleri kopartmayın, onları kökünden sökün!
Bir şey biliyorsan konuş alim sansınlar
Bir şey bilmiyorsan sus adam sansınlar
"UNUTTUM" BİR MAZERET DEĞİL, BAŞARISIZLIĞIN İTİRAFIDIR.
YÖNETİCİNİN BAŞARISININ YARISI AKILLI YARDIMCILAR, YARISI AKILSIZ RAKİPLERDİR.
Kalbimi kırdın o bana dedemden hatıraydı!
Hırsızlık yapmayın, Hükümet rekabetten hoşlanmaz...
Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa; yanlışınız çok demektir.
Bütün hayatı emir alıp vermekle geçti. Allah'ın emriyle öldü...
Tam öğrenmeye başlamıştım ki, okullar kapandı...
Bilmediğin boku git mektebinde oku.
Ağlama sevgilim ıslanıyorum.
İşi olmayan giremez çünkü içerde yeterince issiz var.
Sen seni bil sen seni sen seni bilmezsen patlatırlar enseni.
Helalara sigara izmariti atmayın.Biz sizin kül tablalarınıza işiyor muyuz?
Gecekonducular dikkat!!! Mars'ta hayat varmış .
Ya askıma karşılık ver. yada pesinde eskittiğim ayakkabıların parasını.
Unut dediler , unuttum. Ama seni değil, unut diyenleri .
YENİ NÜKLEER SİLAHLARA HAYIR!ESKİLERİNİ KULLANIN.
Altın gibi çocuktu, bozdura bozdura harcadılar...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

bilmeceler

23/4/2008 · Kategori: BiLMECELER

Soru: Adamın biri, güneşin doğduğu yer olan doğuya dönükse, adamın arkası ne olur?
Cevap: Gölgeye.

Soru: Memurlar niçin kravat takarlar?
Cevap: İki yakası başka türlü bir araya gelmediği için.

Soru: İnek niçin kuyruğunu sallar?
Cevap: Sütüne sinek düşmesin diye.

Soru: Bir İskoç'tan daha cimri ne vardır?
Cevap: İki İskoç.

Soru: Sarhoşlar milletvekilliğine niçin adaylıklarını koymazlar?
Cevap: Nutuk kürsüsündeki bardakta içki yerine su olduğu için.

Soru: Deliler niçin şapka yerine başlarına huni koyarlar?
Cevap: Kendilerini akaryakıt varili sandıkları için.

Soru: Güneş niçin tutulur?
Cevap: Ayın güzelliğine âşık olduğu için.

Soru: IV. Murat Osmanlı tahtına çıktıktan sonra ne yaptı?
Cevap: Oturdu.

Soru: Hangi balık, köpekbalığından çok korkar?
Cevap: Pisibalığı.

ŞAŞIRTMACA BİLMECELER

01- Ateş olmayan yerde ne olmaz?
02- Hangi yolda trafik kazası olmaz?
03- Yankesiciler neden modayı takip ederler?
04- Hiç kar yağmayan hava hangisidir?
05- Çalındığı halde görülmeyen şey nedir?
06- Horoz nerede öter?
07- Hangi top zıplamaz?
08- Hangi karnede sıfır olmaz?
09- Hangi bağda üzüm yetişmez?
10- En güzel kokan fil hangisidir?
11- İlk Türk bayrağını kim dikmiştir?
12- Gözlemeyi en çok kim sever?
13- Hangi kazanın kaymakamı yoktur?
14- Arı ile eşek arasında ne fark vardır?
15- Beş yıllık okulu otuz yılda bitirene ne denir?
16- Hangi macunla diş fırçalanmaz?
17- Kim evini kiraya vermez?
18- Dokunmadan tutulan şey nedir?
19- Denizler niçin tuzludur?
20- Hangi istasyonda tren durmaz?
21- Kadın ve politikacıdan ortak beklenti nedir?
22- Hangi ağrı en güzel ağrıdır?
23- Zır cahil bir zenciye ne der?
24- Hangi köye kimse gitmek istemez?
25- Erkekler niçin kravat takar?
26- Elbiselerden başka ne ütülenir?
27- Hangi kale tarihi değildir?
28- Kızdığını en çok kim belli eder?
29- Eve gelen hırsız neyi çalmaz?
30- Meyvelerin şefi hangisidir?
31- Damlaya damlaya ne olur?
32- Hiç ceza alınmadan öldürülen şey nedir?
33- İnsan, en çok hangi zilden etkilenir?
34- En neşeli çiçek hangisidir?
35- Hangi lastik otomobile takılmaz?
36- Sürekli döküldüğü halde tükenmeyen şey nedir?
37- Hangi yazı silinmez?
38- Hangi barajda su olmaz?
39- İpsiz ve mandalsız ne asılır?
40- En hızlı yenilen şey nedir?
41- Yazın en çok kim hava atar?
42- Hangi yapraklar sonbaharda dökülmez?
43- Adamın biri durmadan uluyormuş, neden?
44- En uzun hikâye nedir?
45- Hangi kuşağı belinize bağlıyamazsınız?
46- İçilmeyip, yenen sigara hangisidir?
47- Ankara niçin soğuktur?
48- Hangi kaba su konmaz?
49- Elekle su nasıl taşınır?
50- Hangi kalemle yazı yazılmaz?
51- Hangi gül kokmaz?
52- Hangi bağda üzüm yetişmez?
53- En kestirme yol hangisidir?
54- Avukatlar niçin kadın gibi uzun elbise giyerler?
55- Tüfek, makineli tüfeğe ne demiş?
56- Hiç hareket etmeden neyimizi değiştirebiliriz?
57- Hiç kimsenin okuyamadığı yazı hangisidir?
58- Kadınla radyo arasında ne benzerlik vardır?
59- İki kadınla evlenmenin en kötü tarafı nedir?
60- İlanı aşk ile ilanı harp arasında ne benzerlik vardır?
61- Geveze bir kadın ile tesbih arasında ne gibi bir fark vardır.
62- Termometre ile öğretmen arasında ne benzerlik vardır?
63- Hangi kanun insanları yargılamaz?
64- Bir politikacının ölüp ölmediğini nasıl anlarız?
65- Kimler profesyonel atıcıdırlar?
66- Hangi eve giren senelerce o evden dışarı çıkamaz?
67- Hakem ile trafik polisi arasında ne benzerlik vardır?
68- En gürültülü maç hangi takımlar arasında oynanır?
69- Türkiye’de acil hastalara ameliyattan önce ne verilir?
70- Hostesler neden havada dedikodu yaparlar?
71- Bir kadın kocasını milyoner yapabilir mi?
72- Akılsız başın cezasını kimler çeker?
73- İçinde günlük süt bulunan şey nedir?
74- Memur maaşı ile bulgur pilavı arasındaki benzerlik nedir?
75- Banker ile tanker arasında ne benzerlik vardır?
76- Şişmanlar niçin güneş yağı kullanmazlar?
77- Güneş girmeyen eve ne girer?
78- Milletvekillerinin en çok yediği salata hangisidir?
79- Kitap deftere ne demiş?
80- Hangi ayda 28 gün bulunur?
81- Doktor ile avukat arasında ne fark var?
82- Kırıldığı zaman kullanılan şey nedir?
83- Benzin ile insan arasında ne benzerlik vardır?
84- Nasrettin hoca eşeğine neden ters biner?
85- Karanlıkta neyimizi göremeyiz?
86- Kekemeler ne zaman kekelemezler.
87- En kibar kuş hangisidir?
88- Hangi meslektekiler bir gün bile çalışmazlar?
89- Bir duvar bir duvara ne demiş?
90- Türkiye’nin en efendi ilçesi hangisidir?
91- Hangi yolda yürünmez?
92- Dünyanın döndüğünü en iyi kim bilir?
93- Türkiye’nin en namuslu ilçesi hangisidir?
94- Kral ölürse oğlu ne olur?
95- Üstüne yazı yazılmayan satır hangisidir?
96- Hangi simit yenmez?
97- Her tarafı sayılarla dolu olan adama ne denir?
98- Ayağını yorganına göre uzatmayan ne olur?
99- Hiç yorulmadan dünya yolculuğu yapan şey nedir?
100- En çok acı çeken dağ hangisidir?

CEVAPLAR
01- İtfaiye
02- Samanyolu'nda
03- Ceplerin yerini öğrenmek için!
04- Oyun havası
05- Islık
06- Kendi çöplüğünde
07- Kartopu
08- Sağlık karnesinde
09- Ayakkabı bağında
10- Karanfil
11- Terzi
12- Nöbetçi
13- Trafik kazasının
14- Arının eşeği vardır ama eşeğin arısı yoktur
15- Öğretmen
16- Lahmacunla
17- Kaplumbağa
18- Oruç
19- Balıklar kokmasın diye
20- Benzin istasyonunda
21- Çenelerini kapamaları
22- İlk göz ağrısı
23- Kara cahil
24- Tahtalıköye
25- İki yakaları bir araya gelsin diye
26- Kafa ütülenir
27- Futbol kalesi
28- Ütü
29- Zili
30- Şeftali
31- Su faturası kabarır
32- Vakit
33- Karnında çalan zilden
34- Gül
35- Bel lastiği
36- Dil
37- Alın yazısı
38- Futbolcuların kurduğu barajda
39- Surat asılır
40- Maaş
41- Vantilatör
42- Kitap yaprakları
43- İçine kurt düşmüş de ondan
44- Yılan hikâyesi
45- Gökkuşağını.
46- Sigara böreği
47- 06 olduğundan
48- Ayakkabıya
49- Su dondurularak.
50- Kontrol kalemiyle
51- Virgül
52- Ayakkabı bağında
53- Bilinen yol
54- Çok konuştukları için
55- Amma gevezesin be kardeşim
56- Düşüncemizi
57- Alın yazısı
58- İkisi de her havadan çalar
59- İki kaynanaya sahip olmak
60- Her ikisi de ilan edilir edilmez çarpışmalar başlar
61- Biri çekilir, biri çekilmez
62- Her ikisi de sıfırı gösterdiği zaman, insanlar titrer
63- Yer çekimi kanunu
64- Ağzına bakarız, kapalıysa ölmüştür
65- Politikacılar
66-Cezaevinde
67- Her ikisi de kocaman adam oldukları halde düdük çalarlar
68- Mehter takımı ile bando takımı arasında
69- Gün verilir
70- Yerin kulağı olduğu için
71- Eğer adam daha önce milyarder ise milyoner olur
72- Onu kendilerine "baş" seçenler
73- İnek
74- İkisi de hemen suyunu çeker
75- İkisi de batınca felaket olur
76- Kendi yağlarıyla kavruldukları için
77- Soluk yüzlü ev sahibi
78- Laf salatası
79- Amma da boş adamsın
80- Bütün aylarda
81- Doktor önce soyar, sonra dinler. Avukat önce dinler, sonra soyar
82- Yumurta
83- İkisinin de sulusu çekilmez
84- Eşeğin dikiz aynaları olmadığı için
85- Gölgemizi
86- Konuşmadıkları zaman
87- Baykuştur
88- Gece bekçileri
89- Köşede buluşalım
90- Beyşehir
91- Samanyolu’nda
92- Sarhoş
93- Şereflikoçhisar
94- Yetim olur
95- Kasap satırı
96- Deniz simiti
97- Numaracı
98- Üşütüp, romatizma
99- Posta pulu
100- Ağrı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

TEMEL FIKRALARI

22/4/2008 · Kategori: FIKRALAR

DOĞANIN DENGESİ

Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun;
-Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış;
- Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de yengesuni..


KAYNANA

Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. Ne oldu diye sormuşlar.
-Temel: "Kaynanamı gömdük."diye cevap vermiş.
- Kahvedekiler: "İyi de bu halin ne?"
-Temel: "Biraz direndi de."


ŞARAP

Temel çok para kazanmış. Ailece lüks bir lokantaya gitmişler. En pahalı şarabı seçip ısmarlamış.
- Garson “ Hangi yıl tercih ederdiniz, diye sorunca,
- Temel “ Pi mahzuru yoksa hemen isteyrum.”


SİYAH BEYAZ KADIN

Temel ve dursun yaz tatillerinde Antarktika'ya gitmeye karar vermişler. Uzun bir yolculuktan sonra buzlar diyarına varmışlar. Bir rehber bulamadıklarından kendileri gezmişler uzun buz ovalarını. ertesi sabah bir rehberle anlaşarak kıtanın en güzel yerlerini rehber eşliğinde gezip merak ettiklerini soruyorlarmış. Bir ara Temel rehbere seslenerek
- " Pardon burada hiç beyaz kadın var mı ? " diye sormuş,
- Rehber "Tabiî ki var, buradaki kadınların yüzde doksanı beyazdır" demiş.
- "Peki siyah kadın var mi?"
- "Eh bir kaç tane var bu civarda"
- "Pekİ siyah beyaz kadın var mı" rehber son derece şaşkın bir şekilde
- "Tabiî ki hayır ben hiçbir yerde rastlamadım böyle kadına" Cevaptan hiç de hoşnut kalmayan Temel Dursun'a dönerek
- " Ula dursun yoksa dün akşamkiler penguen miydi?????".


TEMEL UÇAKTA

Temel Londra'ya uçakla seyahat ediyormuş. Uçakta her şey normal iken birden pilotun sesi duyulmuş:
- "Sayın yolcular, uçağımızdaki 4 motordan bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş yapabiliriz" Neyse rahatlar herkes. 15 dakika sonra bir anons daha:
- "Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız" Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons daha gelir:
-"Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size garanti ediyoruz" Herkes ohh çeker rahatlar. Temel ise panik içinde:
- "Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz"


PARMAK

Temel oğluna parmakların isimlerini öğretiyormuş."Bak uşağum bu baş, bu işaret, bu orta, bu yüzük ve buda serçe parmak. Anladınmı?"oğlu kafasını sallayarak hayır demiş.Temel bir kez daha anlatmış ve tekrar sormuş " anladın mı uşağum?".Çocuk tekrar hayır demiş.Bir daha, bir daha derken en sonunda çocuk anladım deyince, Temel elini sallayarak "bak bakalım bir de karıştırarak sorayım" demiş...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!